Müzik vs. Illuyankas

12 11 2008

Hayatim boyunca sabit bir müzik zevkim olmadi..Bilmiyorum ne tür bir eksiklikti bu ama gerçekten isterdim ki belirli bir tarzim olsun…Olmadi..Olamadi..

Müzik dinlemeye tabii ki çocukken başladim..O zamanlar “Onun Arabasi Var” di…Güzel mi güzeldi…Acayip şarkilar vardi ben çocukken…Anani Niyolay , Hey hey hey taksi -bütün işlerim gitti aksi , Ben sizin babanizim-ben ne dersem o olur , kirdin kalbimi – gel al gönlümü ve akla zarar daha binlercesi…Yonca Evcimik vardi hayatimda…O derece rezil günlerdi ama utanmiyorum o günlerden..Hepimiz geçtik o yollardan… Bildiğim tek yabanci müzik örneği Macarena’ydi…Dansi falan vardi amele amele eller yukari , öne , aşşagiya , omuzlara ve kafaya giderdi..Olsun ama Macarena’yi dinlerdik ama mutluyduk..Şimdi ki gibi mutsuzluğumuzdan Anathema dinlemezdik…

Sonra ufkumu genişleten ve dünyayi 70 milyonla diil de 6 milyar insanla beraber yasadiğimi ogreten Singapur dönemi geldi…90’larin sonundaki Müzik Patlamasi dönemine denk gelmişti..Backstreet Boys , N’sync , Savage Garden , Britney Spears , Spice Girls falan girdi hayatima… Singapurdayken her yerde çaliyordu bunlar Savage Garden hariç hiçbirinin adini bile ögrenmemiştim ama Türkiye’ye geldiğimde “Hoplayiver Ziplayiver Çekirge”‘ler “Bu Akşam Ölürüm”le beraber intihar eden beyinözürlüler “Çalgici Karisi Binnaz”‘a anasina küfür ediyo diye şikayet edenler vardi..Gerçi o günden bugüne bişey deişmemiş..Batman Belediye Başkani “Batman” Filmine dava açiyor..Hani genlerimizdeki şaşkinlik devam ediyor…

Dediğim gibi Türkiye’ye geldiğimde kisa süreli soğuk duş yaşadim…8 yil yaşadiğim ülkeden 1 yil ayrildim diye çok havalanmiştim..Evet..İlkokul arkadaşlarim hatirlar iki lafimdan biri “Singapur’da şu şöyle , bu böyle”yle başlardi..Bi nevi “Bizim Deutschland böyle deil” diyen Almanci gibiydim…

Ortaokula farkli okulda gittim ve bambaşka bir hayatla karşilaştim..Garipti bence…Mesela o siralar herkes “Rap” dinliyordu…Ben dinlemiyodum..Ben hem slow hem punk hem rock hem pop takiliyodum…Garip bir örnektim…Yeni evde KabloTV ile hayatima müzik anlaminda yeni bir renk geldi çünkü artik MTV vardi evimde…MTV’deki her şarkiya bayiliyodum..Hepsine ama.MTV’nin porgramlarini da seviyodum…Dismissed izliyodum..Jackass’e bayiliyodum…Sonra MTV Türkiye çikti..Onu da izledim ama artik müziğimi İnternetten keşfediyodum…Yavaş yavaş Metalci oluyodum…Veya ben öyle saniyodum…

Lise Hazirlik’ta en kivrak dönüşlerimden birin yaptim…Tüm bu müzik kollarini birakip “metalci olcam lan ben !!” diyodum…Siyah giyinmeye başlayip yoğun olarak Rammstein dinledim…İlginç günlerdi…Metalcilerin “metal dinleyen herkes sendendir” ilkesiyle ilk kez kendimi bir müzik olgusunun içinde hissediyodum..

Metal dinliyosan bi kere mutlaka Finlandiya’yla bi ilişkin olur..Bilmezsin ama olur..Ortanin alti bir metalciysen ( Yani sadece Metallica – Korn – Nirvana eksenindeysen) evet, Finli gruplari bilmeyebilirsin..Ama merakliysan gerçekten seviyosan ( ki bu sadece metal için diil her tür müzik için geçerlidir) mutlaka daha az bilinen ve çok bilinenlerden daha güzel olan gruplari da ogrenirsin…Tipki benim müzik keşfederken hoşuma gidenlerin yaridan çoğunun Finli çikmasi üzerine bir Finlandiya manyaği olup çıkmam gibi…

Bi de bazen insan hiç beklemediği yerden bambaşka şeyler bulur..Bana da şu siralar en çok sevdiğim “Deneysel-Minimalist” müziği keşfetmem böyle oldu…Taa YouTube’lar kesilmemişken Lasse Gjertsen’i ilk keşfettiğim zamanlarda Related Videosta yanlişlikla bir videoya tikladim…İzledim..Beğendim yine izledim..Yine izledim…İzledim de izledim..Video muhteşem bir müziğin stop-motion bir klibiydi…Sonra bu grubun Myspace sayfasindan diğer şarkilarini da dinledim…Yine beğendim..Sonra buna benzer müzikler keşfettim ( Bu arada bu grup ne Deneysel di Ne Minimalistti..Electro-Indie arasi acayip bi gruptu)…İşte keşfede keşfede önce Yann Tiersen’i (Minimalist Müziğin İlahi) sonra da Björk’ü keşfettim (Björk minimalist diildi..Ama ne tür müzik yaptiğini anlamak da mümkün diildi..Ama Muhteşemdi) Sonra internette bunlari araştira araştira yeni yeni gruplar buldum..Çoğu Deneysel Müzik yapiyodu…Space Rock’çi bile çikti aralarindan…

Güzel gruplar buluyodum ama büyük bi sorunum vardi : Müzik zevkimi kimse anlamiyodu…Kimsenin zevkine benzemiyodu ama dinlettiğim hemen hemen herkes çok sevdi..Sonra da unuttular gitiler… Garip hissediyodum çünkü millet Korn’un son videosunu veya Slipknot’un konser kayitlari hakkinda tartişiyoken ben Sigur Ros’un İnni Mer Syngur Vitleysingur albümünün ne kadar önemli bir albüm olduğunu anlatmaya çalişiyodum…Tabii kimse anlamiyodu…İnternette de kimle tanişsam müzik hakkinda konusabildiğim bi süre sonra cevap atmiyodu…

Şimdi de ayni şekilde

Millet yine Madonna-Justin Timberlake düetinden bahsederken ben Alamaailman Vasarat’dan bahsediyorum..Veya insanlar Serdar Ortaçla coşarken ben kendi başima Norrda dinliyodum…Bi de hani bi duygu vardir ” dinleseler onlar da sevecekler” diye ..Hatta bissürü ortaokullunun otobüste veya metroda IPod’larinin sesini sonuna kadar yükseltmelerinin sebebi budur..Hani sanki biri duycak onlari da çok beğencek tebrik etcek falan…Zor…Aslinda bunu yapan insanlarin yaşantisi keyifsizdir..Hani hayatlarinda bi değişiklik veya farkli bir mutluluk kaynaği yoktur…(Bence).. Yoksa niye böyle bi dangalaklik etsin ki ?

Ben de Ortaokuldayken son ses müzik dinleme hastasiydim ama amacim kimseye sesimi duyurmak diildi..O zamanlar şimdikine oranlar çok daha içe dönüktüm..Daha doğrusu arkadaşlarimla konuşurdum bitek..Mesela kantinde falan herkes ortak bişeyden konuşurdu ben konuşanlardan sirf bi tanesiyle muhabbetim olmadiği için sohbete katilmazdim..Sevmezdim yabancilari…

Neyse işte..Müzik hayatimdaki değişimler ve son zamanlardaki müzikal kimsenin beni anlamamasi sendromum buydu…Bahsetmek istedim çünkü bikaç gün önce Tekno müzik indirdim…Daha önce de Faithless’di Moby’ydi dinlerdim ama hayatimda ilk kez ( ilk kez olmasin Tiesto’yla Paul van Dyk’i de severim) “katiksiz” tekno müzik Dj’i indirdim…Ondan sonra geldi aklima…Basshunter’i indirdim..Now You’re Gone diye bi şarkisi hani..Hatta Farsça versiyonu da var…[Çok sonra gelen edit: Efenim o Farsça falan değil Halis Mulis İsveççe’ymiş..Anna diye bi kız hakkında saçma sapan şeyler söylüyormuş şarkıda][Btw: Basshunter de İsveçliymiş bu arada]

Öyle İşte…

Bana herhangi ir müzik önerebilirsiniz..Zaten gördüğünüz üzere müzik dünyasinin altini üstüne getirmişim çocukluğumdan beri..Dinlemediğim ne mi kaldi acaba ? R&B…Asla dinlemedim..Asla sevmedim..Umarim sevmem..Çünkü bünyemin bir keskin dönüş daha kaldirabileceğini sanmiyorum…

Reklamlar

İşlemler

Bilgi

One response

21 04 2014
Anonim

mail adresi alabilir miyim danışacaklarım var

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: